Çocuk Esirgeme Kurumu

Çocuk Esirgeme Kurumu
Karakter Boyutu

Çocuk Esirgeme Kurumu

ÇOCUK ESİRGEME KURUMU  (Himaye-i Etfal Cemiyeti)

Kurtuluş Savaşı günlerinde bütün yurtta olduğu gibi Ankara'da da eli silah tutan her erkek cephededir. Analar da cepheye gerek sırtlarında, gerekse kağnılarla cephane ve yiyecek taşımaktadır. "Millet malıdır oğul, nem kapmasın" diyerek çocuğunun üzerinden aldığı yorganı cephanenin üzerine örtmüştür Kurtuluş Savaşı' nda analar.

Cephe gerisinde kalan çocuklar da sokağa dökümüşlerdir. Bu yüzden cephede savaşan babalar, onlara cephane taşıyan analar tedirgindiler. İşte onlara gönül rahatlığı içinde görevlerini yapabilme olanağını verebilmek amacıyla Himaye-i Etfal (Çocuk Esirgeme Kurumu) 1 Ekim 1921 'de çalışmalarına başlamıştır. Himaye-i Etfal Cemiyeti, Kurtuluş Savaşı günlerinde özellikle yetim çocuklara açılan bir güven kapısı olmuştur.

Önceki yıllarda olduğu gibi yetim çocukların koruyuculuğunu yapan Mustafa Kemal, Himaye-i Etfal'in de kuruculuğunu ve koruyucuğunu yapmıştır. Mustafa Kemal Paşa, daha o yıllarda çocuk sorununu öylesine önemli görüyordu ki, bu görüşünü ve cemiyete halkın yardım yapması gerektiğini bir konuşmasında şöyle belirtmiştir:

"Memleket çocuklarını korumayı üzerine alan Himaye-i Etfal'e vatandaş yardıma mecburdur."

Türkiye Büyük Millet Meclisi de Himaye-i Etfal Cemiyetini o yıllarda olanca gücüyle desteklemiştir. Meclis bu cemiyet için her türlü olanağı sağlamıştır.

Özellikle korunmaya muhtaç çocuklarla yakından ilgilenen ve onlara her türlü olanağı sağlayan sonraki adıyla Çocuk Esirgeme Kurumu gelişen yıllar içinde bir çok etkinlikte bulunmuştur. Bu etkinliklerin en başında 23 Nisan Ulusal Egemenlik Ve Çocuk Bayramı'nın ülke düzeyinde coşkunlukla kutlanmasında büyük çaba göstermiştir.

Kurum, başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere dönemin tüm Devlet büyüklerinin desteklerini almıştır. Atatürk "Memleketin çocuklarını korumayı üzerine alan Çocuk Esirgeme Kurumuna vatandaş yardıma mecburdur" sözleriyle vatandaşların desteğini istemenin yanı sıra, kendisinin de Kurum'a verdiği desteğini kendi el yazısıyla aşağıdaki şekilde ifade etmiştir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Riyaseti

Baş Kitabeti

Evrak ve Tahrirat Kalemi

Adet

1143

Ankara

1.8.337

Ankara'da Himaye-i Etfal Cemiyeti Muhteremesi Riyasetine

11.Temmuz.37 Tarih ve bir numaralı tezkereyi aliyelerinde talep buyurulduğu veçhile Himaye-i Etfal Cemiyeti Muhteremesinin himayesini kemali iftiharla kabul ettim. Cemiyetin kıymetkar ve feyizkar mesaisinde muvaffak olmasını temenni eylerim efendim.

                                                                        Türkiye Büyük Millet Meclisi Reisi

                                                                                       M.KEMAL

Varide numarası 2

Atatürk'ün hayatı incelendiğinde, savaş yıllarının en kötü koşullarında dahi çocuklarla yakından ilgilendiği ve bir çok çocuğu koruması altına aldığı görülür. Ülkenin içerisinde bulunduğu durumu yansıtması açısından Atatürk'ün Hatıra Defterinde yer alan bir bölüm gerçekten ilginçtir. 9 Kasım 1916 "Yollarda bir çok muhacirin gördük, Bitlis'e avdet ediyorlar. Cümlesi aç, sefil, ölüme mahkum bir halde 4-5 yaşlarında bir çocuğu ebeveyni yol üzerinde terk etmişler, bu da bir karı kocanın peşine takılmış. Onları ağlayarak 100 metreden takip ediyor. Kendilerini niçin çocuğu almadıkları için tekdir ettim. "Bizim evladımız değildir" dediğini belirtmektedir. Anılardan da anlaşılacağı üzere savaş yıllarında kimsesiz çocuklar sorunu, ülkenin en önemli sorunları arasında yer almaktadır.

Mustafa Kemal Atatürk'ün Kurtuluş Savaşı ve sonrasında yetim çocuklara gösterdiği ilgi, Çocuk Esirgeme Kurumunun gerek kuruluşu gerekse daha sonraki çalışmalarında karşımıza çıkmaktadır.

Atatürk'ün yurt gezileri sırasında korunmaya muhtaç çocukların barındırıldıkları yurtları ziyaret ettiğini görürüz. Atatürk'ün 2 Nisan 1922 tarihinde Konya İline yaptığı gezide, Darüleytam ziyareti gerçekleşmiştir. Atatürk, misafirleri ile birlikte Dar'ül Eytam (Yetimler Yurdu)a gitmiş, erkek ve kız yetimlerin bulunduğu bölümler ayrı ayrı ziyaret edilerek çocuklara hediyeler verilmiştir.

Bu örnekleri çoğaltmamız mümkündür. Gazi 15 Mart 1923 tarihinde Adana Darüleytamını ziyaret etmiştir. Mustafa Kemal Paşa akşam üstü İstasyon semtindeki Darüleytamı gezdi. Oradaki yetim çocukları sevdi, onlar hakkındaki ilgililere sorular sorarak bilgi aldı.

Atatürk gezileri ve incelemeleri sırasında tanıştığı bir çok çocuk ve gence armağanlar vermenin yanı sıra vasiyetnamesinde Makbule, Afet, Sabiha Gökçen, Ülkü, Rukiye, Nebile'ye yaşadıkları sürece aylık bağlanmasını, İsmet İnönü'nün çocuklarının yüksek tahsili için yardım yapılmasını istemiştir. Vasiyetnamede yer almayan Abdürrahim, Afife ve Zehra'nın eğitimlerine yardımcı olmuştur. Atatürk Birinci Dünya Savaşı sırasında Van'dan kimsesiz Abdurrahim'i, Bitlis'ten yetim kız Afife ve İstanbul- Kağıthane'deki Darüleytamı (Yetimler Yurdu) gezerken tanıdığı Zehra'yı manevi evlat olarak almıştır. Özetlemek gerekirse, M. Kemal Atatürk çocuk davasının önemini her ortamda vurgulayarak çocuklara yönelik hizmetlerde rehberlik yapmayı sürdürmüştür.17 Ekim 1922 yılında Bursa'da kendini karşılayan çocuklara aşağıdaki şekilde seslenerek nasıl bir gençlik istediğini belirtmiştir.

Küçük hanımlar, küçük beyler!

Sizler hepiniz geleceğin bir gülü, yıldızı ve ikbal ışığısınız.

Memleketi asıl ışığa boğacak olan sizsiniz.

Kendinizin Ne Kadar Önemli, Değerli Olduğunuzu Düşünerek Ona Göre Çalışınız. Sizlerden Çok Şey Bekliyoruz. (Atatürk Albümü-1992)

Atatürk'ün Himaye-i Etfal'e verdiği önemi belirtmek açısından, Bolu ilinde yapılan sünnet töreni daveti ve kendisinin buna cevap olarak yazdığı telgraf metni aşağıda aynen aktarılmıştır.

B.M.M Reisi Başkumandanlık Cânib-i Âlisine, Bugün Bolu Himaye-i Etfal Cemiyeti (Çocuk Esirgeme Kurumu) tarafından vatan ve memleket yolunda hayatlarını fedâ eden şehitlerin bıraktıkları evlatlarımızla cephede bulunan sevgili askerlerimizin yavrularından 186 çocuğun Memleket Hastahanesinde sünnetleri yapılmıştır. Bu münâsebetle memleket donatılmış, mızıka ve davullarla, çocuklar arabalarla gezdirilmiş ve hepsine de bir kat elbise ve ayakkabıları ve muhtelif hediyeler verilerek, gerekli bakımları ve dinlenmeleri sağlanmıştır. Arzederim.

                                                                              Bolu Mutasarrıfı Fahri (Fahreddin)

M. Kemal Paşa, B.M.M. Reisi ve Başkumandan imzası ile şu karşılığı vermiştir;

"Bolu Mutasarrıflığına,

10 Eylül 1921 tarihli telgrafa cevap.

Bolu Himâye-i Etfal Cemiyeti tarafından şehitler ve mücahitler çocuklarından 186 kişinin sünnetlerinin yapılması ve kendilerine elbise ve hediyeler verilmesi, övünülecek şeylerdir. Teşekkür ederim. Bu gibi şeylerin devamı gereklidir. İlgililere bildirilmesini rica ederim."

Mustafa Kemal Atatürk'ün Kuruma ve çocuklara verdiği önemin bir göstergesi olan yukarıdaki telgrafın yanı sıra, çocuk bayramları ve Çocuk Esirgeme Kurumunun düzenlediği müsamerelere katılması, eşi Latife Hanımın Kurumun çalışmalarına destek vermesi bir çok kaynakta karşımıza çıkmaktadır.

1924'lerde yine Mustafa Kemal'i ilerici bir davranış olan ilk Çocuk Hakları Bildirgesine (1924 yılında o zamanki adıyla Cemiyet i Akvam tarafından hazırlanan beş maddelik Cenevre Çocuk Hakları Bildirgesi) imza atan devlet adamları arasında görüyoruz.

Cenevre Çocuk Hakları Bildirgesi, uluslararası alanda çocukların korunmasına yönelik yapılan ilk sözleşmedir.

Cenevre Bildirgesi’nde; çocukların doğal biçimde gelişmesine olanak sağlanması, aç çocukların beslenmesi, hasta çocukların tedavi edilmesi, terk edilmiş çocukların korunması, felaket anında yardımın öncelikle çocuğa yapılması, çocukların her türlü istismara karşı korunması ve kardeşlik duyguları içinde eğitilmeleri gerektiği belirtilmiştir.

Kaynak: 1- A A M Atatürk’te Çocuk Sevgisi, Cemil Sönmez, 2004 Yılı, ISBN: 975-16-1746-4. Sayfa: 27-33

               2- www.shcek.gov.tr

Bu yazıyı paylaş
Kapat
0/0
Çocuk Esirgeme Kurumu